Arabesk Radyo

Bir film festivalinde kritik yazmak, sadece sinema sevmekle olmaz. Bu iş, basın akredite olmakla başlar. Ve bu süreç, birçok kritikçinin hayalini kırar. Yıllarca film izleyen, senaryoları analiz eden, kamera açılarını tartışan insanlar, başvurularını gönderdikten sonra sadece bir e-posta cevabı alır: “Maalesef kabul edemedik.” Neden? Çünkü basın akredite olmak, bir rastgele lottery değil. Bir strateji.

Basın Akredite Olmak Ne Demek?

Basın akredite olmak, bir festivalin resmi medya listesine alınmak demektir. Bu, sadece bilet almak değil. O festivaldeki tüm gösterimlere erişim, sanatçılarla röportaj imkanı, basın odalarında çalışma alanı, hatta bazı durumlarda yemek ve ulaşım desteği demektir. Festivaller, bu erişimi yalnızca profesyonel medya temsilcilerine verir. Yani, bir blog yazan, bir Instagram hesabına film incelemeleri yükleyen veya bir üniversite öğrencisi olmak, yeterli değil. Bu, kariyerin başlangıcı değil, bir iş olarak kabul edilmesi gereken bir süreç.

Festivaller, özellikle Cannes, Berlinale, Venedik, Sundance veya Locarno gibi büyük etkinliklerde, yalnızca belirli kriterlere uyanları kabul eder. Bu kriterler, yayın platformu, okuyucu kitlesi, yayın sıklığı ve içerik kalitesiyle ilgilidir. Örneğin, bir blogun 50.000 aylık ziyaretçisi varsa ve düzenli olarak film incelemeleri yapıyorsa, bu bir başvuru için güçlü bir argümandır. Ama aynı blogun 200 takipçisi varsa ve son 6 ayda sadece 3 yazı yazdıysa, kabul edilme şansı çok düşük.

Kimler İçin Akredite Olunur?

Festivaller, basını üç ana kategoriye ayırır: medya kuruluşları, bireysel kritikçiler ve eğitim kurumları. Bu kategorilerin her biri için farklı belgeler istenir.

  • Medya kuruluşları: Gazete, dergi, televizyon kanalı, radyo istasyonu, büyük haber siteleri. Bu türlerde, kurumun resmi yazışma e-postası ve bir yayın kimliği (örneğin, bir gazetenin baskı izni) yeterlidir.
  • Bireysel kritikçiler: Bu en zor kategori. Burada, 3-5 tane son 12 ay içinde yayınlanan kritik örnekleri, bir web sitesi veya blog bağlantısı, ve en az 10.000 aylık okuyucu sayısı istenir. Bazı festivaller, bu kritiklerin akademik dergilerde veya uluslararası medyada yayınlanmasını zorunlu kılar.
  • Eğitim kurumları: Sinema veya medya bölümü öğrencileri için özel bir başvuru yolu vardır. Ancak, bu yalnızca öğretim üyesi rehberliğinde ve kurumun resmi yazısıyla mümkündür.

Birçok kritikçi, “Benim yazdıklarım kaliteli, neden kabul edilmiyor?” diye sorar. Ama soru şu: “Kim okuyor?” Festivaller, bir yazının sanatsal değerini değil, etkisini ölçer. Bir kritik, 100 kişiye mi okunuyor, yoksa 100.000’e mi? Bu fark, akredite olup olmamanın anahtarıdır.

Basın Başvurusu Nasıl Yapılır?

Her festivalin kendi başvuru sistemi vardır. Ama tümüne ortak bazı kurallar var. İşte doğru şekilde başvuru yapmak için adım adım bir yol haritası:

  1. 12 ay öncesinden başlayın: Büyük festivallerin basın başvuruları, etkinlikten en az 4-6 ay önce açılır. Cannes için Ocak ayında başlar, Berlinale için Eylül ayında. Geç kalanlar, genellikle ilk 1000 başvuru içinde yer alamaz.
  2. Resmi web sitesini takip edin: Festivalin basın bölümüne ait sayfayı kaydedin. Burada, belge listesi, başvuru formu ve son başvuru tarihi yer alır. Her yıl değişebilir. 2025’te Sundance, “yayınlanan içerik” kısmına YouTube videolarını da ekledi.
  3. Belgeleri hazırlayın: En az 3 tane son 12 ay içinde yayınlanan kritik (PDF veya URL), bir kimlik kartı (pasaport veya nüfus cüzdanı), ve bir özgeçmiş (CV). Özgeçmişinizde, hangi dergilerde, hangi platformlarda yazdığınızı açıkça belirtin.
  4. Özgün bir motivasyon mektubu yazın: “Ben sinemayı seviyorum” yazmayın. Bunun yerine, “2023’te Venedik’teki Yalnızlık filmi üzerine yazdığım inceleme, 23.000 okuyucuya ulaştı ve 5 farklı uluslararası platformda paylaşıldı” gibi somut veriler kullanın.
  5. İkinci bir başvuru yolu düşünün: Eğer bir festivalde kabul edilmediyseniz, o festivaldeki sanatçıların yerel medya ilişkilerini kullanın. Bazı yönetmenler, kendi basın temsilcileriyle anlaşır ve onların aracılığıyla kritikçiye erişim sağlar.
Sol tarafta reddedilen bir blog yazarı, sağ tarafta 10.000 okuyucuya ulaşan kritiklerle büyüyen aynı kişi.

Basın Akredite Olmazsa Ne Yapılır?

Çok sayıda kritikçi, ilk başvuruda reddedilir. Bu, başarısızlık değil, bir geri bildirimdir. Peki ne yapmalı?

  • Kendi platformunuzu geliştirin: Bir blog açın, YouTube kanalı kurun, veya Substack’e başlayın. Her hafta en az bir kritik yayınlayın. Kaliteyi koruyun. Daha önemli olan, düzenlilik.
  • Yerel festivallerle başlayın: İzmir Uluslararası Sinema Festivali, Ankara Uluslararası Sinema Festivali veya İstanbul Film Festivali gibi yerel etkinliklerde basın akredite olmak çok daha kolaydır. Burada deneyim kazanın, referans alın, ve sonra büyük festival başvurularına dönün.
  • Diğer kritikçilerle bağlantı kurun: Twitter, Mastodon veya LinkedIn’de kritikçileri takip edin. Onların paylaşımını yorumlayın, sorular sorun, katkıda bulunun. Bir kritikçi, bir başka kritikçinin referansını verdiğinde, kabul edilme şansı %60 artar.
  • Yazıyı uluslararası dillere çevirin: Bir kritik, İngilizce veya Fransızca olarak yayınlandığında, uluslararası festivaller tarafından daha ciddiye alınır. Google Translate değil, profesyonel bir çevirmen kullanın. Bu harcama, 100 lira olabilir ama 10.000 okuyucu kazandırabilir.

İyi Bir Kritik Ne Demek?

Basın akredite olmak, sadece bir kart vermek değildir. Bu kart, bir sorumluluk taşır. Bir kritik, bir filmi beğenip beğenmediğini söylemekle bitmez. İyi bir kritik, şu soruları cevaplar:

  • Film, hangi toplumsal bağlamda yapıldı?
  • Senaryo, karakterler, görüntü dili ve ses tasarımı birbirine nasıl uyuyor?
  • Bu film, benzer türdeki diğer filmlerden ne kadar farklı?
  • İzleyiciye ne hissettiriyor? Neden?

2024’te Berlinale’de, bir Türk kritikçinin yazdığı Deniz filminin incelemesi, 12 farklı uluslararası dergide çevrildi. Neden? Çünkü o kritik, sadece filmi değil, Türkiye’deki genç neslin kimlik arayışını da analiz etmişti. Bu, bir kritiğin gücüdür: sanatı değil, toplumu okumak.

Çeşitli kritikçiler kitaplarla yapılmış bir köprüde yürürken, film ruloğundan oluşan nehirin öte side basın akredite kalesi görünüyor.

Yeni Başlayanlar İçin 5 Kural

Basın akredite olmak için, tek bir kural yoktur. Ama 5 temel kural, herkes için geçerlidir:

  1. Yazmaya devam edin: Her hafta bir kritik yazın. 100 yazı yazarsanız, en az 10 tanesi büyük bir platformda yayınlanır.
  2. İzleyiciyi düşünün: Kim okuyor? Neden okuyor? Bu soruları cevaplamadan yazmayın.
  3. İlk 3 cümlede dikkat çekin: Bir kritik, bir roman değil. Okuyucu 10 saniye sonra kapatır. İlk cümle, bir çekiç gibi olmalı.
  4. İlk 5 kritikten sonra, bir “stil” oluşturun: Sadece tarafsız olmak değil. Sizden bir ses duymak istiyorlar. Bir kritik, bir fikir değil, bir kimliktir.
  5. İnterneti kullanın: Twitter’da bir kritik, 5000 kişiye ulaşabilir. Bir gazetede yazmak, 500 kişiye. Sosyal medya, artık kariyerin en güçlü aracıdır.

Ne Zaman Başvurulur?

2026’daki büyük festival tarihleri:

2026 Büyük Film Festivali Başvuru Tarihleri
Festival Basın Başvuru Açılış Tarihi Basın Başvuru Son Tarihi Etiket
Cannes 10 Ocak 2026 15 Şubat 2026 Uluslararası
Berlinale 1 Eylül 2025 15 Kasım 2025 Avrupa
Sundance 1 Ekim 2025 15 Aralık 2025 Amerikan Bağımsız
Venedik 15 Aralık 2025 15 Şubat 2026 Uluslararası
Locarno 15 Nisan 2026 15 Mayıs 2026 Avrupa

Bu tarihleri bir takvime kaydedin. Bir gün, bir saat, bir dakika bile geç kalmak, bir yıl beklemek demektir.

İyi Bir Kritik, İyiyi Tanır

Bir kritik, bir filmi övmek veya aşağılamak için değil, onu anlamak için yazılır. Bir festivalde, bir kritikçi, bir sanatçının en içsel düşüncelerini okumak zorundadır. Bu, bir görevdir. Ve bu görevi yerine getirmek için, önce bir akredite olmak gerekir. Ama akredite olmak, bir belgeyle değil, bir disiplinle başlar. Her hafta bir kritik yazmakla. Her filmi, bir okuyucu için düşünerek yazmakla. Her kelimenin, bir değeri olacak şekilde seçmekle.

2026’da, sizin kritikleriniz de bir festivalde okunacak. Ama bunun için, bugün yazmaya başlamalısınız.

Basın akredite olmak için bir dergide yazmak zorunlu mu?

Zorunlu değil, ama çok yardımcı olur. Bir dergide yazmak, kredibilite sağlar. Ama bir blogun 50.000 aylık ziyaretçisi varsa ve düzenli kritikler yapıyorsa, bu da yeterli olabilir. Festivaller, platformu değil, etkiyi ölçer.

Yabancı dilde kritik yazmak gerekir mi?

Gerekmez, ama büyük festivalde kabul şansınızı artırır. Özellikle Cannes, Berlinale ve Sundance gibi uluslararası festivalde, İngilizce kritikler daha çok dikkat çeker. Ama Türkçede yazılan kaliteli bir kritik, yerel medyada çok daha fazla etki yaratır. İkisini de yapmak en iyisidir.

Bir öğrenci olarak basın akredite olabilir miyim?

Evet, ama sadece kurumunuzun resmi olarak başvurduğu durumlarda. Öğrenci akredite, genellikle sadece bir veya iki gösterime sınırlıdır. Tam bir kritikçi olarak kabul edilmez. Ama bu, deneyim kazanmak için mükemmel bir başlangıçtır.

Basın akredite olmak ücretli mi?

Hayır. Gerçek basın akredite başvuruları ücretsizdir. Eğer biri size “akredite olmak için ücret ödemelisiniz” diyorsa, bu bir dolandırıcılıktır. Festivaller, medya temsilcilerine her zaman ücretsiz erişim sağlar.

Kritiklerim çok uzun. Kabul edilir mi?

Evet, ama sadece yayın platformunuzda uzun yazıyorsanız. Festival başvurularında, en fazla 500 kelime uzunluğunda bir özet istenir. Uzun kritiklerinizi bir PDF olarak ekleyebilirsiniz, ama başlangıçta kısa ve güçlü bir özet yapın. İlk satırlar, kararı belirler.