İzlediğiniz bir filmi 10 puan verirken, bir eleştirmen 4 puan veriyor. Ya da tam tersi: siz 3 puan verirken, tüm eleştirmenler 9 puan veriyor. Bu fark nereden geliyor? Neden bazı filmler kitleye hitap ederken, eleştirmenler tarafından yozlaştırılıyor? Neden bazı filmler sinema salonlarında patlıyor ama IMDb’de 6.2 kalıyor? Bu soruların cevabı, sadece film kalitesinde değil, psikolojide saklı.
Eleştirmenler neye bakıyor?
Eleştirmenler, bir filmi sadece "eğlenceli mi?" diye değil, bir dizi kriterle değerlendirir. Bunlar arasında senaryo yapısı, oyuncu performansları, kurgu akışı, görüntü dili, ses tasarımı ve yönetmenin sanatsal niyeti yer alır. Bir eleştirmen, bir filmi 10 puanla övmek için, o filmin kendi içinde tutarlı bir dünya kurduğunu, karakterlerin gelişimini mantıklı bir şekilde izlediğini ve teknik açıdan ustaca yapıldığını görmeli.
Örneğin, 2023’te çıkan Oppenheimer is Christopher Nolan'ın nükleer silahların geliştirilmesi üzerine kurulmuş, tarihi bir biyografi filmidir. Eleştirmenler bu filmi 9.3 puanla övdü çünkü senaryo karmaşık, zaman çizgisi dengelemesi zor, ve performanslar (özellikle Cillian Murphy) klasik seviyede. Ama izleyicilerin %40’ı IMDb’de 7.8 puan verdi. Neden? Çünkü bazıları “çok uzun”, “çok soğuk”, “hikâye değil, ders” diye düşündü.
Eleştirmenlerin beklentisi: bir filmi sanat eseri olarak görmek. İzleyicilerin beklentisi: bir filmi kendini kaçırmadan geçirmek.
İzleyiciler neye göre karar veriyor?
İzleyicilerin puanları, genellikle duygusal bir tepkidir. Bir filmi sevdiğini mi, kendini tanıdığını mı, hikâyede kendini gördüğünü mi hissettiğini mi? Bu çok kişisel. Bir film, senaryo olarak kusursuz olsa da, karakterlerle bağ kuramazsanız, 3 puan verirsiniz.
2024’teki The Marvels is Marvel Studios’ın çoklu karakterli bir süper kahraman filmidir. Eleştirmenler 7.1 puan verdi: vizyoner bir yapı, güzel efektler, iyi oyuncular. Ama izleyicilerin %55’i 6.1 puan verdi. Neden? Çünkü filmi sevmiş olanlar, Marvel evrenine bağlıydı. Sevmeyenlerse, “bağlılık gerektiriyor”, “karakterler çok fazla”, “hikâye anlaşılmıyor” dedi.
İzleyicilerin puanı, “ne kadar keyif aldım?” sorusuna cevaptır. Eleştirmenlerin puanı, “ne kadar iyi yapılmış?” sorusuna.
Psikolojik farklar: Duygu vs. Analiz
Beyin, bir filmi izlerken iki farklı sistem çalışır: duygusal sistem ve analitik sistem. Duygusal sistem hemen tepki verir: “Harika!”, “Sıkıldım!”, “Ağladım!”. Analitik sistem ise daha yavaş çalışır: “Bu kurgu mantıklı mı?”, “Bu diyalog gerçekçi mi?”, “Bu kamera açısı niye bu kadar uzun?”
Eleştirmenler, özellikle profesyonel olarak bu işi yapanlar, analitik sistemi sürekli kullanır. İzleyiciler ise genellikle duygusal sistemiyle hareket eder. Bu yüzden bir film, eleştirmenler için “yapısal olarak zayıf” olsa da, izleyiciler için “duygusal olarak güçlü” olabilir. Tam tersi de geçerli.
2022’deki Everything Everywhere All At Once is Çoklu evrenlerde geçen, çok hızlı ve duygusal bir bilimkurgu dramıdır. Eleştirmenler 8.9 puan verdi çünkü “yeni bir dil yarattı”, “formaliteyi kırdı”, “duygusal derinlik sundu”. Ama izleyicilerin %30’u 7.0 puanın altında verdi. Neden? Çünkü “çok hızlı”, “anlaşılmaz”, “çok gürültülü” dediler. Duygusal sistem onları etkilemişti ama analitik sistem “çok” dedi.
Yeni nesil izleyiciler ve sosyal medya etkisi
2020’den sonra, izleyicilerin film puanları daha çok sosyal medya etkisiyle şekilleniyor. Bir filmi beğendiyseniz, TikTok’ta 10 saniyelik bir kliplerle “bunu izlemelisiniz!” diyorsunuz. Karşıysanız, “bu filmi 2 dakika izledim, çıkarttım” diyorsunuz.
İzleyiciler artık tek bir puan vermiyorlar. Bir filmi “dostumla izledim, ağladık”, “ailemle izledim, tartıştık”, “kendime izledim, yorgun oldum” diye değerlendiriyorlar. Bu, puanlamayı daha kişisel hale getiriyor.
Eleştirmenler ise hâlâ profesyonel standartlara bağlı kalıyor. Onların puanları, filmi bir ürün olarak değil, bir kültür ürünü olarak görüyor. Bu yüzden, bir film hem “eleştirmen ödülü” hem de “izleyici patlaması” alabiliyor. Ya da tam tersi.
En çok çelişen filmler: Gerçek örnekler
- Avatar: The Way of Water is James Cameron'ın 2022'de çıkan, 3 boyutlu su altı dünyasını anlatan dev bir bilimkurgu devam filmidir. Eleştirmenler: 7.3 - İzleyiciler: 8.7. Neden? Görsel efektlerle etkilenenler çok, yapısal zayıflıkları görenler az.
- Barbie is Greta Gerwig'ın 2023'te çıkarttığı, Barbie oyuncaklarından esinlenen, sosyal ve feminist bir komedi-dramdır. Eleştirmenler: 8.0 - İzleyiciler: 7.5. Neden? Eleştirmenler “sosyal mesajı” övdü, izleyiciler “hikâyede yeterince derinlik yok” dedi.
- John Wick: Chapter 4 is Keanu Reeves’in dövüş sahneleriyle tanınan, aksiyon dizisinin dördüncü bölümüdür. Eleştirmenler: 8.5 - İzleyiciler: 8.9. Neden? Her ikisi de aynı şeyi gördü: mükemmel aksiyon, sadık bir dünya, güçlü karakter. Bu nadir bir uyum.
Ne zaman doğru puan verirsiniz?
Yanlış bir puan vermek yoktur. Ama bir filmi değerlendirirken kendinizi sormalısınız:
- Bu filmi neye göre izledim? Eğlence mi, düşünme mi?
- Bu film, benim için bir kaçış mı, yoksa bir öğrenme mi?
- Eleştirmenlerin puanını okurken, onların kriterleriyle mi, yoksa kendi duygularımla mı karşılaştırıyorum?
İzleyicilerin puanı, “bana ne verdi?” sorusuna cevap. Eleştirmenlerin puanı, “nasıl yapıldı?” sorusuna.
Bu yüzden, bir filmi 1 puan vermek, onun “kötü” olduğunu değil, “sizin için anlamsız” olduğunu gösterir. 10 puan vermek, onun “kutsal” olduğunu değil, “sizin için mükemmel” olduğunu.
Yeni bir bakış açısı
Eleştirmenlerin puanı, bir kitabın edebi değerini ölçer. İzleyicilerin puanı, bir kitabın okuyucuyu nasıl etkilediğini ölçer. İkisi de doğru. Ama farklı.
Bir filmi sadece bir puanla değil, bir hikâyeyle değerlendirin. “Bu filmi izledikten sonra ne hissettim?”, “Ne düşünmeye başladım?”, “Birini daha mı iyi anladım?” Bu sorular, puanlardan daha derin cevaplar verir.
Ve belki de en önemlisi: bir filmi kimin puanına göre değerlendirdiğinize değil, kendi deneyiminize göre değerlendirmek, en sağlıklı yaklaşım.
Eleştirmenlerin puanları neden daha düşük olur?
Eleştirmenler genellikle daha yüksek standartlara göre değerlendirir. Bir filmi sadece eğlenceli bulmak yetmez; yapısal bütünlük, orijinallik, teknik ustalık ve sanatsal niyet gibi kriterler de ölçülür. Bu yüzden, izleyicilerin sevdiği bir film, eleştirmenler için yetersiz kalabilir.
İzleyicilerin puanları neden çok değişken olur?
İzleyicilerin puanları, kişisel deneyimlere, duygusal bağlara ve hatta izleme ortamına bağlıdır. Bir filmi aileyle izleyen biri, birini yalnızca kendine göre izleyen birinden farklı tepki verebilir. Sosyal medya etkisi de bu değişkenliği artırır.
İki puanlama sistemi arasında hangisi daha güvenilir?
Her ikisi de güvenilir ama farklı amaçlarla. Eleştirmen puanları, bir filmin teknik ve sanatsal kalitesini gösterir. İzleyici puanları, bir filmin genel etkisini ve popülerliğini gösterir. İkisi birlikte, bir filmin tam resmini verir.
Neden bazı filmler eleştirmenlerce övülür ama izleyiciler tarafından reddedilir?
Çünkü bu filmler genellikle zorlayıcı, yavaş, karmaşık veya duygusal olarak uzak olabilir. Eleştirmenler, bu özellikleri sanatsal başarı olarak görürken, izleyiciler “sıkıcı” veya “anlaşılmaz” olarak yorumlar. Örneğin, Oppenheimer gibi filmler bu kategoride yer alır.
Bir filmi nasıl daha dengeli bir şekilde değerlendirebilirim?
İlk olarak, izleme sonrasında kendi duygularınızı yazın: “Ne hissettim?”, “Ne düşünüyorum?”. Sonra eleştirmenlerin görüşlerine bakın ve “Neden bu şekilde düşünüyorlar?” diye sorgulayın. Böylece hem kendi deneyiminizi hem de profesyonel perspektifi değerlendirmiş olursunuz.